Salat ü Selam

Salat ü Selam

Abdullah bin Ömer radıyallahu anh rivayet eder: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

- Siz müezzini (ezan okur iken) işittiğiniz zaman, onun dediği gibi söyleyiniz, (sonra) bana salât ü selâm getiriniz. Çünkü kim ki bana bir kez salât ederse Allah ona, on kere salât (rahmet) eder. Sonra benden kurtuluş yolu dileyiniz. Çünkü o, cennette öyle bir derecedir ki, ona ancak Allah'ın kullarından sâlih ve derecesi yüksek olan lâyık olur. Kim benden kurtuluş yolu taleb ederse ona şefaatim verilir. (İmam Nesâî)

Abdurrahman bin Avf rivayet eder:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:

- Ben Cebrâil'e uğradım. Cebrâil bana şöyle dedi:

Sana müjde ederim ki, Allah Teâlâ buyuruyor:

Kim sana selâmet dilerse, ona selâmet veririm, kim sana selâm ederse, ona rahmet ederim. (İmam Suyûtî)

Übey bin Kâ'b radıyallahu anh rivâyet eder:

- Ey Allah'ın Rasûlü! Ben sana çok salât getiriyorum, kendim için duâ zamanından ne kadarını sana ayırayım? dedim.

- Dilediğin kadar, buyurdu.

Übey bin Ka'b, radıyallahu anh

- Dörtte birini mi?

- Dilediğin kadar, eğer fazla vakit ayırır isen, o senin için hayırlıdır.

- Üçte birini mi, ya Rasûlalllah!

- Dilediğin kadar, eğer fazla vakit ayırır isen, o senin için hayırlıdır.

- Yarısını mı?

- Dilediğin kadar, eğer fazla vakit ayırır isen, o senin için hayırlıdır.

- Bunun üzerine Übey bin Kâ'b şöyle der.:

- Öyle ise ya Rasûlallah! Kendim için olan duâ vaktimin tümünü sana salât-u selâm getirmeye hasredeyim.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

- Böylesi sana yeter, günahların bağışlanır. (İmam Tirmizi)

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyurur:

- "Muhakkak, Allah ve melekleri, peygamber üzerine salât ederler. Ey imân şerefiyle müşerref olan kullarım! Siz de O'na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."

Rasûlullah (s.a.) buyuruyorlar, Câbir radıyallahu anh'den:

Bir yerde toplanıp Peygaberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e salât getirmeksizin dağılanlar, ancak leş kokusundan daha çirkin bir koku ile dağılırlar. (İmam Suyûtî).

Ebû Hureyre radıyallahu anh rivâyet eder,

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

- Yanında ismim anılıp da bana salât ü selâm getirmeyen kişinin burnu yerde sürünsün. Ramazan gelip de günahlarını affettirmeden Ramazan çıkıp giderse o kimsenin burnu yerde sürünsün.

Yanında anası babası ihtiyarlaşır da, kendini cennete sokmazlar, böyle kimsenin de burnu yerde sürünsün. (İmam Tirmizi)

Ali bin Ebî Talib  radıyallahu anh rivâyet eder.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

- Yanında ismim zikredilip de, bana salât-ü selâm getirmeyen, cimrilerin en cimrisidir. (Tirmizi)

Gene Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

Ebû Bekir bin Ebî Şeybe, Ebû Hureyre radıyallahu anh'den nakleder:

- Benim kabrimin yanında, kim bana salât ü selâm getirirse ben onu işitirim. Kim ki uzak bir yerden bana salâtü selâm getirirse o bana ulaşdırılır. (İmam Suyûtî)

İbni Şihâb (rahimehullah)'dan rivâyet edilmiştir.

Resûlüllah'ın şöyle buyurduğu bize ulaştı:

- Cuma gecesi ve Cuma günü bana çok salât ü selâm getiriniz. Çünkü gece ile gündüz sizin salat ü selâmınızı bana ulaştırırlar. Yer peygamberlerin cesetlerini çürütmez. Hiçbir müslüman yoktur ki, bana salât ü selâm getirsin de onu bir melek yüklenib bana ulaştırmasın ve o kimsenin ismini bana söylemesin. Hatta Melek "falan şöyle şöyle diyor." der.