Maneviyat Yolcusuna Yol Haritası

Maneviyat Yolcusuna Yol Haritası

Efendim genç bir insan manevî bir yola girip intisâb edince kalbî tekâmül için nelere dikkat etmeli. Çevre şartlarının etkisinden kendisini nasıl koruyabilir?

- Her şeyde olduğu gibi bunda da kuvvetli “zeka” lazım. Akıllı insan çabuk muvaffak oluyor. Hayrı şerri tefrik edebiliyor. Salikin yapacağı iş vazifesini, derslerini hakkıyla ifa etmektir. Bir de maneviyatın taksimat-ı ilahi” olduğunu bilip herkesi böyle kuvvetli görmemesi lazımdır.

Bir çiçek bahçesinde bin bir türlü çiçek olur ama hepsi çiçektir. Dervişlik de böyle ve o bahçedekilerin hepsi derviştir. Mesela bazı dervişler 20-30 seneliktir ama adetlerini daha terk etmemişlerdir. Oturması, kalkması tertipli değildir. Konuşmasını malayani’ işgal eder. Huzur hali yoktur. Buna mümasil şeyler... Bunlara dikkat etmesi icap eder.

Ayrıca “şu zat 20-30 seneliktir, tekamül etmiştir, onu taklid edelim düşüncesi” doğru değildir. Taklit edilecek birisi varsa o da şeyhidir.

Mesela bazı gençler var bu yola giriyorlar. Girerken büyük ihlas üzere oluyorlar, hakikaten hallerinden de belli. Sahibi edeb, dikkatli, nezaketli, vakarlı... Zaman geliyor bakıyorsunuz 3-5 sene sonra o halini kaybediyor. Sebebi ise muhtelif kimselerle ünsiyet etmesidir. Bilhassa onların da aldandıkları husus biraz önce söylediğimiz gibi “şu yaşlı zat 20 senedir bu yola girmiş” diye onun yanlış davranışlarını ölçü olarak alıp bu yolda böyle de olabiliyor düşüncesiyle eski samimiyetini, istifadesini kaybetmesidir.

Evvelce dergahlar vardı. Oraya herkes gelirdi edeb, nezaket öğrenirdi. insan nereye giderse orasının havasını alır. Orada üç-beş ay kalınca kötü huyları zail olabiliyor. Şimdi tabii huday-i nabit oluyor. Kalbine aşı veriliyor. O aşı kuvvetli bir aşı ama onu idame ettirmek mesele. Ettirilmezse şeyh ona ne yapsın? Yine ona geliyor iş.

Mürşid-i kamil hazırlığını yapar, lokmayı ağzına verir. Ama sen yutmaya müsteid değilsen o ne yapsın? Rabbim hepimizi avare, boş bırakmasın. Amin.

Dünyanın âlâyişinden kurtulmak için muhakkak hayatı nizama koymak gerekiyor. Mesela  hepinizin kaç türlü meşguliyeti var. Ama ne olursa olsun manevi dersinize vakit ayıracaksınız. Salihlerle ülfet edeceksiniz. Sonra fırsat olduğu kadar da mücadele hayatının içinde olacaksınız. Hayatımızda nizam çok mühimdir. Güzel kullanılırsa vakit çok bereketlidir. Kullanılmazsa çabucak geçiverir.

Hakikaten çok ihlaslı, gözü yaşlı, muvaffak olacak çapta, pırıl pırıl gençler var. Dediğimiz gibi hepsini Cenab-ı Hakk’a emanet ediyoruz. İstikamet ayrı mazhariyet. Güzel çalışıp, istikamet sahibi olsunlar.

Aslında manevi hayatı gelirtirmek bir bakıma şimdi daha kolay. Bizim çocukluğumuzda insanlar daha gafildi. Her şey taklidi idi. Mesela o zaman birisi benim yaşım elliye geldi ne yapayım, haydi bir tarikata girip meşgul olayım dermiş. Ama şimdi 16-18 yaşındaki gençler, birkaç gün evvel düğünleri olmuş evliler geliyorlar “isterim” diyorlar. “Ne istiyorsunuz?” “Vazife istiyorum” cevabını veriyorlar. “Siz daha yeni evlisiniz. Sevginiz, hanımınızadır, sevginiz kocanadır” diyoruz. Yok isterim de isterim. Böyle bir nesil meydana geldi şimdi.

Sohbetlerde bakıyoruz, 60 yaşındaki yaşlılar filan kendilerini veremiyor, mevzuyu dinlemiyorlar bile. Ama gençler kulak kesiliyorlar, sonuna kadar dinliyorlar. Hatta bir, yerdeki sohbetimizde Altınoluktan iki sahife okuduk. Bunu kim anlatır, dedim. Bir müddet sükut edildi. Sonra Samsunlu bir genç niyetlendi. iki sayfalık mevzuyu başından sonuna kadar özetlemeden aynen ezbere okudu.

Manevi sohbetlere çocuk bile gelse belki bilgi bakımından istifade edemez ama başka türlü istifade eder.

Allah Dostunun Dünyasından, Musa Topbaş, s. 71-79