Manevi Hayatın Anahtarı GÖZYAŞI

Manevi Hayatın Anahtarı GÖZYAŞI

Muhterem Üstazımız Mahmud Samî Ramazanoğlu kuddise sirruh hazretlerinin, sîmai alileri, vech-i mübarekleri, mütebessim olmasına rağmen; için için, içden içden ağlarlardı. Ümmet-i müslimenin zalimlerin elinden necat bulmaları için ağlarlardı. Günahkarların kurtuluşu, afvı için ağlarlar, yaşlarını içlerine akıtırlardı. Kur’an-ı Kerim tilavet edilirken huşu içinde dinlerler, bazen göz yaşları süzüle süzüle yanaklarına akardı. Bilhassa hac esnasında Medine-i Münevvere ile Mekke-i Mükerreme arasında vasıta içinde refiklerinin uyuduğu zaman, ay ışığı altında, gözlerinden inci daneleri gibi göz yaşlarının akdığı görülürdü. Tasvire sığmayan bu lahüti manzara, şairlerin, ediblerin tarifini yapmakda güçlük çekecekleri bir güzellikte idi.

Merhum, meşhur şair Kemal Edib Kürkçüoğlu, muhterem Üstaz hakkında yazmış olduğu şiirinin bir yerinde:

“Sîması bir ayine-i envarı cihandır” diye tasvir etmişlerdir.

*

Gözyaşı; salikler için baha biçilmez manevi bir hazinedir.

Gözyaşı; kalbin hassasiyetle, rakikliğine bir delildir.

Gözyaşı; Salikin tekamülüne bir işaretdir.

Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh buyurur;

‘- Ey aziz! Darda kalmak, biraz sıkışmak şart... Darda kalmayan can u gönülden yalvaramaz; çıkış kapısı aramaz. İşte bu gerekçe iledir ki, sana deriz;

Iztırar alnını, aciz ve zillet toprağına değdirmedikten sonra ve göz bulutlarından, hasret ve nedamet yağmuru yağdırmadığın müddet, özlediğin manevi hayatın hoş nebatı bitmez.

Zilletini, acizliğini bilenlere ne mutlu,

Gereği ile amel edenlere ne mutlu.

Gözyaşı dökebilenler ne mutlu kişilerdir.

Gözyaşı Ariflerin, aşıkların sürmesidir.

Allah için akıtılan bir gözyaşı, sırasına göre dağlar kadar yapılan ibadetlerden daha üstündür.

Gözyaşı manevi hayatın anahtarıdır.

Gözyaşı kalb-i selime vasıl olanların süsüdür.

Resulü Ekrem sallellahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Hz Müslim İbn Yesu’dan)

- Bir göz yaşarır ise, Allah o gözü taşıyan bedeni ateşe haram kılar. Yanağına bir damla akarsa, o yüze karalık ve horluk arız olmaz. Eğer ağlayan kimse acıdığı ümmetlerden bir ümmet için ağlarsa, o ümmet mağfiret olur. Göz yaşına değer yokdur ve onunla ateşten denizler söndürülür. (Ramuz el-Ehadis)

Ebü Süleyman Daranî kuddise sirruh buyurur:

- Gözlerinize ağlamayı, kalblerinize de tefekkürü adet edindiririz!

Ahmed er-Rufaî kuddise sirruh:

- İrfan sahiplerinin başta gelen nişanı, göz yaşıdır. İrfan sahihleri, hallerini düşündükçe, gözlerinden seller gibi yaş akıtırlar.

Allahü Teala ve tekaddes hazretleri, onların vasfını şöyle anlatır:

- “Onlar ağlar ve yüzleri üzerine kapanırlar.” (17/109)

Gene buyururlar:

- Ağlamak bir kaç çeşid olur:

Zahirdeki gözün ağlaması,

Kalbin ağlaması,

Sırrın, iç alemin ağlaması.

Gözün ağlaması, Hakk’a dönmek niyetinde olanlar içindir.

Kalbin ağlaması, kendini Hak yoluna verenler içindir.

Sırrın ağlaması, Hak sevgisini ruhlarına sindirmiş olanlar içindir.

Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

- Bir ümmet içinde Allah için ağlayan bir kimse bulunursa, Allahü Teala onun hürmetine, bütün ümmete rahmeti ile tecelli eder.

Kab el-Ahbar şöyle buyurur:

- Allah korkusundan akan bir damla göz yaşını, bir dağ altın sadakası vermekten daha çok severim.

Enes İbni Malik radıyallahu anh’den:

Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

Dökülen yaşlar sebebiyle ağaran ve zayıflayan bir gözü yakmasını Allah cehenneme haram kılar. Cehennem Allah için yaş döken gözleri asla yakmaz Allah için dökülen göz yaşlarının aktığı yüzler zillet ve sıkıntı yüzü görmez Her iyi amelin mutlaka bir sevabı, bir karşılığı vardır Allah için dökülen göz yaşlarının karşılığı ise cehennem alevini söndürmeleridir. Eğer bir milletin içinde, sırf Allah için ve Allah korkusundan göz yaşı döken bir tek kişi bulunursa Allah bu bir kulun gözyaşları yüzü suyu hürmetine, o milletin bütün fertlerine merhamet eder. (Tenbihü’l-Gafilin’den)

Hasan Basri hazretleri anlatır:

Resulü Ekrem sallellahu aleyhi ve sellem buyurur:

- Allah nazarında şu iki damladan daha sevimli bir damla yoktur Bunlardan biri, gecenin karanlığında sırf Allah aşkı ve Allah korkusu için dökülen gözyaşı damlasıdır. Diğeri de Allah yolunda mücadelede dökülen kan damlasıdır.

Abdullah ibni Mes’ud radıyallahu anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifde, Resulü Ekrem sallellahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmuştur.

- Allah korkusu sebebiyle, gözünden bir sinek kadar veya bir sineğin başı kadar yaş akan ve yüzüne dökülen, hiç bir kimseyi cehennem ateşi yakmaz

Mikail aleyhisselam bana dünyadan üç şey sevdirildi:

- Ağlayan göz, zikreden lisan titreyen kalb, buyurmuştur.

*

Enbiya ve evliyanın ağlamaları, Allah’ın onların kalelerini tutan Celalinden ve heybetindendir.

Yahya aleyhisselamı görmez misin ki, hiç bir günah işlemediği halde zamanında, ondan fazla ağlayan kimse görülmemiştir

Yakub aleyhisselamın ağlaması da sadece Yusuf’un firakından dolayı değil dünyadaki ayrılığı ahirette de ayrılığına sebep olur, korkusuyla idi.

Allah’ı Telâla kulunun ağlamasını, inlemesini, Cenab-ı izzetine yalvarmasını arzu ettiği vakit, onu sevdiklerinden ayırmakla, yahud açlıkla ve benzeri şeylerle müptela kılar. Bunlar kalb ve gönül ehillerince bilinir. Bunlarda acaib terakkiler garib tecelliler vardır. Ehl-i kemalin hallerinde bunlar açıkça sezilir müşahede edilir. (Futhu’l-beyan, 2/76)

Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri 4, s. 49-57