Kur'ân Okumak

Kur'ân Okumak

Kur'an hakkındaki âyetlerden:

- "Gerçek bu Kur'an (insanları) öyle bir şeye (yola) doğrultub götürür ki o en âdil ve en doğru bir yoldur. Güzel güzel amel (ve hareketlerde) bulunan mü'minlere kendileri için muhakkak bir ecr olduğunu müjdeler O." (İsrâ sûresi/9)

- "Biz Kur'an'dan peyderpey onu indiriyoruz ki mü'minler için bir şifâ ve bir rahmetdir o. Zalimlerin ise o (maddî ve manevî) ziyanından başkasını artırmaz." (İsrâ Sûresi/82)

- Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağ başına indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misaller (yok mu?) İşte biz onları insanlar düşünsünler diye îrâd ediyoruz. (Haşr Sûresi/21)

Resûl-i Ekrem sallâllahü teâlâ aleyhi ve sellem buyurur:

- Kim Kur'an okur ve onu hıfzederse, Allah onu cennete koyar ve ev halkından ateşe (girmesi) vacib olan on kişiye şefaatçi kılar. (İbni Mâce)

- "Muhakkak insanlar arasından Allah için ehiller vardır."

Ashâb:

- "Ey Allah'ın Resûlü onlar kimlerdir?

Resûl-i Ekrem hazretleri buyurdu:

- "Ehli Kur'an olanlardır. (Onlar) Ehlullahdır ve onun hâss (kulları)dır:" (İbni Mâce)

Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur:

- Kur'an'ı öğrenib okuyan ve gereği ile amel eden kimse, içi misk dolu ve kokusu her yere yayılan bir kaba benzer. Kur'an'ı bildiği halde okumayan ve gereğiyle amel etmeyen kimse, ağzı iple bağlı bir kaba benzer. (Tirmizi)

Abdullah İbn Abbas radıyallahü anh buyurur:

- Şübhe yok ki bu Kur'an Allah Teâlâ'nın bir ziyâfetidir. O halde ey müslümanlar! Elinizden geldiği kadar Allah'ın ziyâfetini öğreniniz. Şurası muhakkak ki, bu Kur'an Allah Teâlâ'nın sağlam bir ipidir. Bu Kur'an açık bir nûrdur. Bir şifâdır. İnsanlara faideli bir ilâhi kelâmdır. Kur'an ona yapışanlar için bir korunak, esaslarına uyanlar için bir kurtarıcı, bir sığınakdır. O kişiyi eğriltmez, doğru yola sevkeder. Hak yoldan saptırmaz. Allah'a götürür. Onun hakikatı bitmez, çok okumakla eskimez. Onu çok okuyun ve ahkâmı ile amel edin! Ne söylüyor ise onu tutun. Dediğinden dışarı çıkmayın! Zira şurası muhakkak ki Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, onu okuduğunuz takdirde, okuduğunuzun her bir harfine size on sevap verir. Sakın yanlış anlamayın. Bunu söylerken ben "elif lâm mîm bir harfdir ve buna on sevâb verilir." demiyorum. Bilâkis şunu demek istiyorum ki; elif bir harfdir ve buna on sevâb verilir. Lâm bir harfdir, buna da on sevâb verlir, mîm bir harfdir ona da on sevâb verilir.

İbrahim Dussükî hazretlerinin, Kur'an okuyanlara nasihatleri:

Kur'an okuyanlara o düşer ki: Ağzını kötü sözden ve yersiz lâflardan temiz tuta ve yalnız helâl yiye. İsraf yoluna gitmeye, sadece doyumluğunu ala. Şayet israf yolunu tutar, harama doğru kayarsa, okuduğu yüce kelâmın sahibine karşı edebini korumamış olur.

Bilhassa Kur'an okuyan kimse elbisesini de kokulamalıdır. Keza bedenini de... Bunu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem efendimiz de yapardı. Hatta o kadar ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem efendimiz, bir şeye elini değdirdiğinden, yahud bir şeyin üzerine oturduğunda, uzun zaman kokusu orada kalırdı.

Kur'an okuyan kimse en güzel vazifededir. O halde bu vazife ifâ edilirken dikkatli olmak gerekir. Okumak işinde nasıl, sallallâhu aleyhi vesellem efendimiz izleniyorsa, edeb ve erkânda da izlenmelidir.

Ve şöyle ilâve ederdi.

- Yolumuz düşüklük ve perişanlık yolu değildir. Hakikat yoludur.

Yolumuz doğruluk ve tasdik yoludur.

Yolumuz odur ki, onda daima kötülüklere karşı nefsâni duygular ölmüş ola. Bazı zorluklar görülürse ona da katlanmak duygusu, insanın özünden gele.

Herhangi bir iddia peşine düşmeden, nefsin arzularını kırmak yoludur.

Sonra yolumuzda ilâhi emirler önünde tevazû ile eğilmek de vardır.

Kibre kapılmamak için biraz zilleti tercih etmek ve ferâset derecesinde bir akla sahib olmak da lâzımdır.

Şunu da bilmek gerekir ki, bu yolda sebat etmek isteyene istediği sebât hali verilir. İtaat edene itaat edilir.

Şayet sen Mevlân'â itaat edersen, herşey sana itaat eder. Su, ateş, hava vesaire ne varsa insan ve cin taifesi ve atdıkları adımlar hep sana yönelir.