Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
“İnsanlardan gizlerler de Allah'dan gizlemezler. Halbuki, Allah, hoşnut olmadığı sözü geceleyin konuştukları zaman da onlarla beraberdir. Allah (ın ilmi onların) yapacakları her şeyi ihata eder. (Eninde sonunda cezasını verir). İşte siz öyle kimselersiniz ki dünya hayatı uğrunda hainlerden yana mücâdele etdiniz, ya kıyamet günü Allah'ın azabına uğradıkları zaman onların hesabına kim mücâdele edebilecek? Yahut onların himaye ve avukatlığını kim deruhte edib, dâvâlarını kim terviç edecek? Her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra tevbe ederek Allah'tan mağfiret dilerse Allah'ın Gafur, Rahîm olduğunu görür.” (Nisa Suresi/108-110)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Siz insanları(altın, gümüş, bakır) madenleri mesabesinde bulursunuz. İnsanların cahiliye devrinde hayırlı, mümtaz olanları- dînî emirleri iyice anlayıp mucibiyle amel ettiklerinde- İslâm devrinde dahi hayırlıdırlar. Emaret ve velayet hususunda da insanların hayırlı olanları(âmir olmazdan evvel) riyaset ve velayeti son derece hoş görmeyenler, harîs olmayanlardır. İnsanların şerli olanları da iki yüzlü kimselerdir ki, birine bir yüzle, diğerine de başka bir yüzle gelirler.” (Buhari, Müslim)
* * *
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurur: (Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh’dan)
“- Doğruluğa sarılın. Çünkü doğruluk mutlak hayra götürür. Mutlak hayır da muhakkak cennete götürür. Kişi doğruluğa devam ettikçe, nihayet Allah indinde sıddıklardan yazılır.
Sizleri yalan söylemekten şiddetle sakındırırım. Çünkü yalan söylemek, insanı günaha götürür. Günahkarlık da cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeye devam ettikçe nihayet Allah indinde yalancı yazılır. (Müsiim Buhari, Ebû Davud)
Gene buyurdular ki: (Ebû Hüreyre radiyallahü anh’den)
“Üç şey kimde bulunursa, namaz kılsa, oruç tutsa ve kendini mü’min sansa da yine münafıktır. Konuştuğu vakit yalan söyler, va’dettiği vakit va’dini yerine getirmez, itimad edildiği vakit emanete hıyanet eder. (Ebû Davud)
Gene buyurdular ki: Ebû Hüreyre radiyallahü anh’dan
“- Üç kimse vardır ki, Allah Teâlâ onlarla konuşmaz. Onlara bakmaz, onları tezkiye etmez. Onlar için elîm bir azab vardır. Bunlar: Zina eden ihtiyar, yalan konuşan hükümdar ve kibirlenen yoksullardır. (Müslim)
Yine buyurdular ki: Semure b. Cündeb’den;
Gördüm ki güya bir adam geldi ve bana “kalk” dedi. Onunla beraber kalktım. Biri ayakta diğeri oturan iki kişi ile karşılaştım. Ayakta duran adam, elindeki demirden çengeli, oturan adamın ağzının bir kulağı tarafına geçirir, çeker onu kâkiline kadar yırtar. Sonra döner öte taraftan aynı vaziyette çengeli çeker, yine yırtar. Bir tarafı çekip yırtınca öbür taraf iyi olur. Oraya geçer ve böylece devam eder. Beni kaldırana:
– Bu nedir? diye sordum. Adam:
– Bu yalancıdır. İşte kıyamete kadar kabrinde böyle azab olunur dedi. (Buhari)
Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
“- Yalan sözden, yalan yere şahitlik etmekden katiyyen sakınınız.” (Hac Suresi/30)
Allah Teâla ve Tekaddes Hazretleri buyurur:
“- İyice bilmediğin bir şeyi söyleme, onun ardına düşme.” (İsra Suresi/36)
Cenâb-ı Hak Hazretleri buyurur:
“- Onlar yalan yere şehâdet etmezler.” (Furkan Suresi/72)
Altınoluk Sohbetleri-5, s. 211-214