Sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
- İnsana verilen şeylerin hayırlısı güzel huydur.
- "İktisad, yani tutumlu olmak, dirlik ve düzenli olmanın yarısı: güzel huy da dinin yarısıdır."
- Allah'a imandan sonra, aklın baş (da gelen anlayış)ı, utanma ve güzel huydur.
- Kimin huyu kötü olursa, kendini azaba uğratır, kimin kalbinde üzüntüsü çoğalırsa vücudu hasta olur. Kim bir takım adamlarla münakaşaya tutuşur, çekişirse kerameti gider. İnsanlığı (nın derecesi) düşer.
- Müslüman kardeşine hakaret etmek, kişiye şer (işlemiş) olmak bakımından yeter.
- (İşlerin sonucunu anlayan) akıl gibi bir tedbir olamaz. Nefsini kötülükden alıkoymak gibi vera (ve takva) yokdur. Güzel huy gibi şeref mevcud değildir.
- "Kim ceza vermeğe güçlü olduğu halde, öfkesini yutarsa, Allah da onu kıyamet gününde yaratılmışların başları üzerine (geçecek yüce bir dereceye) davet eder. O kadar (itibar görür ki) dilediği huriyi almakda serbestlik verilir."
- Dağ yerinden ayrıldı diye (bir haber) işitirseniz (söyleyeni) doğrulayınız ve fakat bir adam huyundan vazgeçmiştir diye duyacak olursanız (haberciyi) tasdik etmeyiniz. Çünkü o yaradılışı (tabiatı) üzerine bulunmuş olur.
- Mizana konulacak şeyler içinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey yoktur. Güzel ahlak sahibi, güzel ahlakı sayesinde nafile oruç ve namazla meşgul olanın derecesine ulaşır. (Ebud-derda r.a.'den.)
BEŞ HASLET
Ka'bu'l-ahbar radıyallahu anh buyurur:
- Hak Teala hazretleri, İsa aleyhisselama buyurdu ki:
Vekavak şehrine var! Halkını İslam'a davet et, benim verdiğim rızkı yerler ve benden başkasına taparlar, onlara azab ederdim ama, onlarda beş haslet vardır, azab etmem, dedi.
İsa aleyhisselam da:
- Ya rabbi! O beş haslet nedir? dedi.
Hak sübhanehu ve teala hazretleri buyurdu:
Birincisi: İhtiyarlara ve kadınlara hürmet ederler.
İkincisi: Kadınları, erkeklerine muhabbet ederler ve oğlanlarına gökçek terbiye verirler, (yani çocuklarını itinalı bir şekilde edeblendirirler.)
Üçüncüsü: Kendilerine herhangi bir şey emanet edilse hıyanetlik etmezler.
Dördüncüsü: Sözleri gerçektir, yalan söylemezler.
Beşincisi: Bir günlük rızka kanaat ederler, yarın için rızık toplamazlar.
Her kim bu beş hasleti işlerse, o kişi ahirete imansız gitmeğe layık değildir. (Envarü'l-Aşikîn'den)
ALLAH'IN ÖĞRETTİĞİ ADAB
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Muaz radıyallahu anh'a şöyle tavsiyelerde bulunmuştur:
- Ya Muaz! Sana takvayı, doğru sözlülüğü, ahd'e vefayı, emaneti yerine getirmeyi, hıyaneti bırakmayı, anlaşmayı muhafaza etmeyi, yetime şefkat göstermeyi, yumuşak huylu olmayı, selamı yaymayı, güzel muameleyi, emelleri azaltıp, amellere dönmeyi, imana sarılmayı, Kur'an'ı inceden inceye anlamağa çalışmayı, ahireti sevmeyi, hesabdan korkmayı, şefkatli ve merhametli olmayı tavsiye ederim. Yumuşak başlı kimselere sövmekten, doğru adamı yalanlamaktan, günahlara tama etmekden, adil devlet adamlarına karşı gelmekten, yer yüzünde bozgunculuk çıkarmakdan sakın. Sana tenhada, kalabalıkta, her yerde Allah' dan korkmayı tavsiye ederim.
Her günahtan sonra tevbe etmeğe bak. Sır sır olarak, aleni olan da öylece gizli tutulmalıdır. Bunlar, Allah'ın kullarına öğrettiği adab'dır. Allah kullarını iyi ahlaka ve güzel adaba çağırır, (İbn Hanbel, 5/245; Ebu Nuaym, Hilye'tü'1-Evliya)
Şeyh Salih Ebu Zür'a b. el-Hafız Ebi'1-Fadl Muhammed b. Tahir el-Makdisî Aişe radıyallahu anha'dan şu hadisi şerifi nakleder:
- Mekarim-i ahlak ondur. Babada bulunur, oğlunda bulunmaz. Oğlunda olur, babasında olmaz. Kölede olur, efendisinde olmaz. Allah Teala saadet murad ettiği kimselere onu taksim etmiştir. Onlar da:
Doğru sözlülük,
Ümidsizlik halinde bile doğruluk,
Komşusu ve arkadaşı aç iken karnını doyurmamak, onları da düşünmek,
İsteyene vermek,
İyiliğe iyilikle mukabele,
Emaneti korumak
Sıla-ı rahm yapmak,
Arkadaşının kusurlarını örtmek,
Misafiri ağırlamak,
Ve hepsinin başı haya. (Muvatta Kelam, 17; İbn Hanbel, II/177)
GÜZEL AHLAKIN ALAMETLERİ
(Kimya-yı Saadetten)
Güzel ahlakın alametleri vardır: Allahü Teala Kur'an-ı Kerim'de müminleri vasfederken buyurur:
- Namazlarını huşu ile kılan, lüzumsuz şeylerden uzak duran müminler elbette kurtuldular. (Müminün, 1-3)
Ayetler devam ediyor ve sonunda,
- Böyle kimseler varislerdir, buyuruluyor. (Müminün, 10)
Yine buyurulur:
-"Tevbe, ibadet ve hamdedenler ... O müminlere müjde ver. (Tevbe,112)
Yine buyurur:
- Allah'ın makbul kulları, yeryüzünde sekînet ve vekar ile yürürler, cahiller kendileri ile edebsizce konuşunca, cevablarında muarız olmakdan sakınıb, yumuşak söz ile günahtan salim olurlar. (Furkan, 63)
Büyükler buyurmuştur:
Güzel ahlak, haya, edebli olmak, az konuşmak, eziyetsiz olmak, doğru söylemek, iyilik yapmağı istemek, çok taat etmek, az kusur yapmak, herkesin iyiliğini istemek, herkes hakkında iyilik yapmak, herkese şefkatli olmak, vakarlı durmak, acele etmemek, kanaat sahibi olmak, şükredici olmak, sabırlı olmak, ince kalbli olmak, yumuşak huylu olmak, eli kısa ve tamasız olmak, sövmemek, lanet etmemek, gıybet etmemek, söz taşımamak, kötü söz söylememek, aceleci olmamak, kin tutmamak, hased etmemek, alnı açık olmak, tatlı dilli olmak, sevdiğini ve sevmediğini Allah için severek ve sevmemektir.
MİHNETE TAHAMMÜL
Ebu Osman Hiyerî'yi imtihan etmek için bir kimse evine davet etdi. Kapıya gelince içeri almayıp "Bir şey kalmadı" dedi. Ebu Osman Hiyerî gitti. Bir zaman sonra arkasından gidip onu çağırdı. Geri döndü. Bir kaç defa böyle tekrar etti. Her çağırılışında geri döndü, kovulup gitti. Nihayet ev sahibi "Bu güzel halinize şaşıyorum" deyince:
- Benim bu hareketim nihayet bir köpeğin hareketinden daha üstün değildir. Çünkü köpekte de aynı huy vardır. Çağırırsan gelir, kovar isen gider; bunun ne kıymeti vardır?" buyurdu.
Ebu Osman Nisabur sokaklarından birinden geçerken bir evin penceresinden üzerine kül döktüler. Elbisesini silkti, temizledi ve şükretti. "Ne için şükreder diyorsun ?" dediklerinde ateşe müstehak olan bir kimseye, ateş yerine kül dökerlerse, elbette şükreder, buyurdu.
RASÜLULLAH'IN GÜZEL TAVSİYELERİ
(Musahabe'den M. Sami Ramazanoğlu)
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin güzel ahlakından:
Enes radıyallahu anh rivayeti ile.
Seyyidü'l-Beşer sallallahu aleyhi ve sellemin maiyyetinde idim. Üzerinde kenarı kalın bir elbise vardı. Bir bedevi onun ridasını öyle şiddetle çekdi ki, o elbisenin kenarı onun mübarek boynu tarafında iz bıraktı. Ve sonra şöyle dedi:
- Ya Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-Benim şu iki deveme nezdindeki Allah'ın malından erzak yükle. Çünkü benim için ne kendi malından ne de babanın malından (erzak) yükleyecek değilsin.
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, biraz sükut etdikden sonra buyurdu ki:
- "Mal Allah'ın malıdır. Ben de onun kuluyum."
Sonra şöyle buyurdu:
- Ey A'rabi! Bana yaptığın bu şeyin tıpkısı ceza olarak hakkında tatbik edilsin mi? Bedevi:
- Hayır, çünkü sen kötülüğe, kötülükle mukabele etmezsin. Bu cevab karşısında, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz güldü. Sonra onun bir devesine arpa, bir devesine de hurma yükletilmesini emretti.
Hazreti Aişe radıyallahu anha buyurur ki:
- Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şahsan uğradığı bir haksızlığa, zulme karşı intikam almazdı. Meğer ki o kötülük Allah'ın ve halkın haklarına tecavüz mahiyetinde olsun. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, hiç bir hizmetçiyi, hiç bir kadını dövmemiştir.
Huzuru saadete gelen bir zat, Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin heybetinden titremişti. Bunun üzerine Mefharı mevcudat efendimiz:
- Korkma! Müsterih ol! Çünkü ben bir hükümdar değilim. Ben ancak kadit (kurutulmuş et) yiyen Kureyş'den bir kadının oğluyum buyurarak onu sükuna davet etmiştir.
Bir hadisi şerifde buyrulmuştur:
- Malumun olmayan kimseye hilm edib, sana zulm edeni afvedip, seni mahrum edeni affedip ve senden munkatı olan zatı sen ziyaret edesin. Yani bu efaldir." (Taberani, Bezzaz)
HAZRETİ ALİ RADIYALLAHU ANH'IN GÜZEL AHLAKINDAN
Ashabı güzin rıdvanullahi aleyhim ecmain, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'den Hazreti Ali'yi çok sevmelerinin sebebini sordular:
Server-i alem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Varın Ali'yi çağırın! buyurdular. Ashab-ı kiramdan birisi, hazreti Ali'yi çağırmağa gitti. Habib-i ekrem sallallahu aleyhi ve sellem. Hazret-i Ali gelmeden önce ashabına:
- Ey ashabım! Siz birisine iyilik etseniz, o size karşılık olarak kötülük yapsa, ne yaparsınız, buyurdular.
Ashab-ı kiram:
- Yine iyilik ederiz, dediler.
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- O kimse gene kötülük yapar ise ne yaparsınız? buyurdular. Ashab-ı kiram:
- Tekrar iyilik yaparız dediler.
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Tekrar size kötülükte bulunursa, ne yaparsınız? buyurunca ashabı kiram başlarını aşağı indirdiler, bir cevab veremediler.
Hazreti Ali radıyallahu anh geldi. Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, hazreti Ali'ye:
- Ya Ali! Sen birisine iyilik etsen, o da sana kötülük yapsa sen ne yaparsın? buyurdu. Hazreti Ali radıyallahu anh:
- İyilik yaparım, dedi.
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem aynı soruyu yedi kerre tekrarladı. Hazreti Aliyyü'l-mürteza, hepsinde:
- Yine iyilik yaparım, diye cevab verdi. Sonra ilave ederek:
- O kimseye ben iyilik yapdıkça, o bana hep kötülükte bulunsa, yine ben ona iyilik yaparım, dedi.
Bunun üzerine ashab-ı kiram:
- Ya Rasûlallah! Hazreti Ali'yi çok sevmenizin sebebini anladık. Bu sevgiye layık olduğunu gördük, dediler ve hazreti Ali'ye dua etdiler. (Hazreti Ali radıyallahu anh kitabı, Mahmud Sami Ramazanoğlu)
Resulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
- Allahım bana güzel ahlak ihsan eyle! Zira senden başka kimse güzel ahlak ihsan edemez. Allahım beni kötü huylardan koru ve uzaklaştır. (Müslim)
Enes b. Malik radıyallahu anh buyurur:
- İnsan güzel ahlak sayesinde, cennetin ali derecelerine yükselebilir. Buna karşılık ibadeti çok olsa da, kötü huyu sebebiyle, cehennemin derinliklerine yuvarlanabilir.
Vehb b. Münebbih buyurur:
- Kötü huylu insan, kırılmış saksı gibidir. Ne saksıdır ne de çamur.
Cüneyd Kuddise Sirruh buyurur:
- Kişinin ilmi ve ameli az olsa da, dört şey onu üstün mevkilere yükseltebilir. Bunlar da: Hilim, Tevazu, Cömertlik ve Güzel Ahlaktır.
Yahya b. Muaz-ı Razi buyurur:
- Kötü huy öyle bir günahtır ki, onunla beraber işlenen çok iyilikler menfaat vermez ve güzel ahlak öyle bir iyiliktir ki, onun sayesinde, günahların bir çoğu zarar vermez.
Kettâni kuddise sirruh buyurur:
- Tasavvuf dediğin ahlaktır, ahlakını güzelleştirip arıtan, tasavvufunu arıtmış olur.
İbni Abbas radıyallahu anhümaya sordular:
- Hikmet nedir?
Allahü Teala'nın Hucurat ,13'deki ayetini okudu:
Allah katında en keremliniz, en çok müttakî olanınızdır.
Haseb nedir? dediler, o:
- Ahlakı en güzel olan, hasebi en güzel olandır. Ve ilave ederek:
- Her binanın bir temeli vardır, İslam binasının temeli de güzel ahlakdır, buyurdu.