Ziyad b. A’rabî’den:
Mü’minlerin emiri Ali b. Ebû Talib (r.a.) Nehrevan’da haricîlerin ayaklanmasını bastırdıktan sonra Kûfe’ye gelip minbere çıkarak bir konuşma yaptı. Allah’a, hamd ü senâdan sonra gözleri doldu. Konuşamadı. Göz yaşlarından sakalı ıslanıncaya kadar ağladı. Sonra sakalını sıvazlayarak ıslaklığını sildi. Bu sırada damlalar başkalarının üzerine düştü. O zaman biz, “onun göz yaşları kimlerin üzerine isabet ettiyse, Allah onlara cehennemi haram kılmıştır” dedik. Hazret-i Ali (r.a.) ağlayıp açıldıktan sonra şöyle devam etti:
Ğ Ey insanlar! Amel etmeden cenneti umanlardan olmayın. Tûl-i emel yüzünden günâhlarına tevbe etmeyi geciktirenlerden olmayın. Zahidler gibi konuşan fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlananlardan olmayın. Dünya için çalışanlara ne kadar verilse doymazlar. Elindekilerin şükrünü îfâ edemedikleri halde daha da isterler. Başkalarına emreder fakat kendileri yapamazlar. Başkalarına menettikleri şeylerden kendileri vazgeçmezler. Salih kimseleri severler, fakat onların yaptıklarını yapmazlar. Zalimlere buğz ederler fakat kendileri de onlardandır. Zengin olurlarsa nefislerine uyarlar. Hastalandıklarında üzülürler, fakir düştükleri zaman ümidlerini keserek gevşerler. Günâhla nimet arasında otlarlar. Sıhhatte oldukları zaman şükretmezler. Başlarına bir bela geldiği zaman sabretmezler. Sanki başkaları ölüme karşı uyarılıyor. Sanki tehdit edilenler, zorlananlar onlar değil de başkaları.
Ey ölümlere hedef olanlar! Ey ölümün elinden kurtulamayacak olanlar! Ey tehlikelere maruz kalanlar! Ey günlerin getirdiklerine hedef olanlar! Ey zamanın ganimetleri! Ey ölüm mahkûmları! Ey afetler içinde kalan çiçek! Ey sorguya çekildiğinde dili tutulacak olanlar! Ey etrafı fitnelerle sarılı olanlar! Ey ibret alınacak hadiselerle arasına perde gerilenler! Gerçeği söylüyorum. Sadece ve sadece kendini bilenler kurtulabilmiştir. Helak olanlar sadece elinin altındakiler yüzünden mahvolmuşlardır. Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurmuştur:
Ğ “Ey iman edenler! Yakacağı insanlarla taşlar olan cehennemden kendinizi ve ailenizi koruyunuz” (Sure-i Tahrim, ayet 6)
Cafer bin Muhammed dedesinden naklediyor:
Ali (r.a.) bir cenazede bulundu. Ölü mezara konunca aile efradı bağıra bağıra ağlamaya başladılar.
Bunun üzerine Hazret-i Ali (r.a.):
Ğ Ne ağlıyorsunuz? Vallahi eğer ölülerin gördüklerini, görseydiniz, onları unuturdunuz. Sonra ayağa kalkarak şu konuşmayı yaptı:
Ğ Ey Allah’ın kulları! Size güzel misaller veren, ecelinizi tayin eden Allah’a muhalefetten sakınmanızı tavsiye ederim. Allah sizlere istediğinizi dinleyebilen kulaklar, gören gözler ve gelecek olan çeşitli felaketleri sezen kalpler vermiştir. Allah sizleri boş yere yaratmadı. Sizi başı boş olarak bırakacak değil. O size güzel nimetler ikram etti. Bol bol yardım etti. Sizin her yaptığınızı tescil ediyor. İyi ve kötü günlerinizde size yardım etti.
Ey Allah’ın kulları! Allah’a muhalefetten sakınınız! Yapacağınız işlerde azimli olunuz! İhtiyaç ve isteklerin son bulacağı ölüme iyi ameller yaparak hazırlanınız. Çünkü dünya nimetleri geçicidir. Onun felaketlerinden emin olunamaz, aldatıcıdır. Zayıf bir gölge ve yıkılmaya yüz tutmuş bir dayanaktır. Nimetleri, yenilerini isteyerek çekip gider. Arzu ve emelleri yorarak helak eder.
İslâm Kahramanları-1, Sâdık Dânâ, s. 47-50