Edeb

Edeb

Kul için en faydalı edeb, dine bağlılık, dünyaya düşkün olmamak ve Rabbini tanımaktır. (Hasan Basri)


Hazret-i Ali radıyallahu anh'den; Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

-Beni Rabbım edeblendirdi, edebimi de üstün ve güzel eyledi.

Gene buyurdular:

Kişinin çocuğunu terbiye etmesi, ona edeb öğretmesi her gün yarım sa' (1750 gram hurma ve saire gibi) sadaka vermesinden daha hayırlıdır.

Süfyan-ı Sevrî kuddise sirruh buyurur:

- Güzel edeb, Allahü Teâlâ'nın gazabını söndürür.

Ebû Muhammed Harirî kuddise sirruh buyurur:

- Yirmi senedir ayağımı uzatıp oturmadım. Dedim ki Rabbime karşı edebli olmak, benim için daha evladır.

İbn-i Abbas radıyallahu anhüma buyurur:

- Bütün edeblerin başı, hem rahatlıkta, hem de sıkıntı zamanında Allahü Teâlâ'nın emirlerine uyup, yasaklarından kaçınmaktır.

Yahya bin Muaz kuddise sirruh buyurur:

- Kim, tam bir edeb ile edeblenirse, Allahü Teâlâ'nın sevdiği, muhabbet ehil kimselerden olur.

Ebû îmran şöyle demiştir:

- Dört güzel haslet île üstün hale kavuştum. Beşir bin Haris'i rüyamda gördüm. Buyurdular ki: Dört haslete yöneldin, fakat edebi terk ettin. Halbuki edeb, en önemli iştir.

Abdullah bin Mübarek kuddise sirruh buyurdu:

- Edebden az bir şeye dahi çok muhtacız. İlimden çok şeye muhtaç olmamız böyle değildir.

Buyuruldu ki:

- Üç haslet vardır ki, bunlara sahip olan, mahrum kalmaz. Edeb ehliyle beraber oturmak, güzel edeb sahibi olmak ve başkasına eziyet etmemek.

Abdullah bin Menazil kuddise sirruh'a edeb hakkında sorulunca:

- Çok çeşitli tarifini yapmışlardır, biz de deriz ki; Edeb, insanın nefsini bilmesi, tanımasıdır, buyurmuştur.

Mahmud Samî Ramazanoğlu kuddise sirruh, edebi dolayısıyla ömrü müddetince iki dizi üzerine oturmuşlar, bağdaş dahi kurmamışlardır.

EN GÜZEL EDEB

İbn-i Ata'ya "edeb nedir?" diye sorulduğunda:

- Müstahsenata vukufundur, razı olunan beğenilen şeyleri yapmandır, buyurmuştur.

Hızır aleyhisselam bir kimseye şöyle buyurmuştur:

-"Allah'ım! Sana kulluk yapmam hususunda bana güzel edeb ihsan eyle," diye dua et.

Hasan Basrî kuddise sirruh:

- Dünya ve ahirette kul için en faydalı edeb, dine bağlılık, dünyaya düşkün olmamak ve Rabbini tanımaktır, buyurmuştur.

Beka bin Batû kuddise sirruh:

- Bir kimse ki bidayet ehlinin edebi ile, bu yola girerken edeblenmez ise son haddi bulanların makamına nasıl yükselir?

İbn-i Ata kuddise sirruh buyurdu ki;

- Her kim edebden mahrum kaldı, cümle hayırlardan mahrum kaldı.

Ebussûd b. Ebulâşair buyurdu ki:

Allah'ın sevgili kulları, yani veliler, vasıl olduklarına ancak edeble vasıl oldular. Yoksa ne çok amel, ne de başka benzerleri ile değil.

Adiyy bin Müsafir kuddise sirruh:

- Şu kimse ki; edebini, edeb öğretenlerden almaz; o kendisine uyanları fesada götürür.

Zünnun Mısrî kuddise sirruh:

- Arifin edebi, bütün edeblerin üstündedir. Zira ona edeb öğreten marifettir.

İbrahim Dussuki kuddise sirruh buyurdu ki:

- Veli kullar arasında, bid'ate saplanan tek kişi görmek mümkün değildir. Bilhassa onlar, dinî edebe, erkana pek riayet ederler. Ümmetlerin efendisi, Hazret-i Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- izlerler. O'nun edeb kaynağı ise Kur'an'dır.

Ebu Ali Dekkak kuddise sirruh buyurur:

- Edebi terk etmek ilahî huzurdan kovulmağı icab ettiren bir sebebdir. Her kim padişahların önünde edebsizlik ederse kapıya, kapıda edebsizlik ederse ahıra bakmağa gönderirler.

Şeyh Ebu Ali Sakafî buyurur:

- Edeb yolunu tutmadan büyüklerin sohbetinde bulunan onlardaki faydalardan ve (nazarlarından mevcud olan feyz) bereketlerden mahrum olur. Onlardaki nurlardan kendisinde hiç bir şey zuhur etmez.

İbn-i Ata kuddise sirruh:

- Edeb nedir? sorusuna:

- Güzeldir, denilen şeyleri kollamaktır.

- Bu nasıl olur? denilince, buyurdular ki:

- Gerek âşikâr, gerek gizli, Yüce Allah'la olan muamelenin edebe dayanmasıdır. Böyle oldun mu (Arapça'yı hiç bilmeyen bir) acemî de olsan edibsin.

- Yirmi sene bile çalışılsa, edeb öğrenilmeden ilim öğrenilmez.

Hayri Nişaburî kuddise sirruh, edebe çok önem verirlerdi.

- Muhabbet ehli, sevgi işinde, iyi niyete sahib oldukça edebleri artmaya başlar.

Yusuf u Razı kuddise sirruh:

- İlmi elde etmek istiyorsan, edebli olmalısın, buyurmuşlardır.

Hikemül Atâiyye'den:

- Ey edeb isteyen; şan ve şeref, dua ve taleb değil ancak senin, merzûk u hüsnü edeb olmaklığındır.

Ebu Osman Nuri kuddise sirruh buyurur:

Edeb, fukaranın mesnedi, zenginin ziynetidir.

İSLAMÎ ÂDÂB HAKKINDA

İmam Rabbani kuddise sirruh buyurmuştur ki:

- Bilesin, adabdan velev ki bir edebi muhafaza, mekruhlardan velev ki tenzihi olsun bir mekruhu terk etmek, zikirden, tefekkürden, murakabe ve teveccühden çok daha efdaldir.

Evet bütün bu zikir, fikir, murakabe ve teveccüh; şeriatı mutahharanın ahkâmına riayetle beraber, bir kimsede toplanırsa nurun ala nurdur. O kimse hakikaten büyük bir kurtuluşa ermiştir. Ama bu da insanın yaradılış gayesi olan ibadet ve ubûdiyete ihlasla devam etmeksizin asla hasıl olmaz. (Adab, Muhammed Abdullah bin Hanî)

Mevlana Halid Bağdadî kuddise sirruh buyurmuşlardır ki:

- İslâmiyet yolunda en önemli edebler şunlardır:

İslâm dininin ahkâmına tam tabi olmak.

Genişlik ve darlıkta sabretmek ve bollukta tam şükretmek.

Sünneti ihya etmek, bid'atlerden sakınmak, kırıklık içinde yani mütevaziyane devamlı olarak Rabbına yalvarmak, yakarmak. Allah'tan başkasının hatıra gelmemesi için çok çalışmak, görmek gözün işi olduğu gibi, huzuru da kalbin işi melekesine getirmek, hatta kalbin dünya ve ahirete aid her şeyden yüz çevirip, hakîki mahbûb, yani gerçek sevgili olan Allahü Teâlâ'dan başkasına bağlılığının kalmamasını sağlamak.

Ebu Abdullah Nibbacî kuddise sirruh:

- Her şeyin bir hizmet edicisi vardır, dinin hizmet edicisi de edeb...

Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh buyurur:

- Hizmet eden sonunda kendisi de hizmet edilen durumuna gelir. İtaat eden sonunda kendisi de itaat olunan kişi seviyesine yükselir. İkram eden sonunda ikram olunan kişi durumuna gelir. Allah'a yaklaşan yakınlaştırılır. Tevazu gösteren yüceltilir. Kerem ve ihsan sahibi olmağa gayret eden şereflendirilir. Güzel edeb sahibi olan Allah'a yakınlaşır. Güzel edeb, seni Allah'a yakınlaştırır, kötü davranış ise Allah'tan uzaklaştırır. Güzel edeb Allah'a taatdir. Çirkin davranışlar ise ona karşı günahkarlıktır.

Hazret-i Ali radıyallahü anh buyurur:

- Himayen altındakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edeb öğret.

TARİKAT TÜMDEN EDEBDİR

Eb'ül Mevahib kuddise sirruh buyurur:

İrfan sahipleri ile, ancak edeb tavrını takınarak oturunuz. Çünkü onlarla oturur iken edeb kaidelerine uymayan bir çok kimseler, çok kere ilahî dargınlığa uğradılar ve Hak yakınlığı dîvanından silindiler.

İlave ederdi:

Edib geçinen (edebli olduğunu) iddia eden birini düşünün. Bu iddiası île o bir sofiye terbiyesi görmemiştir. îşte... hali anlatıldığı gibi olan kimse edîb olamaz.

Gene buyururdu ki:

- Tarikat tümden edebdir... Bir de, edeblendirmek. Yani, hem edeb sahibi olmak, hem de başkalarını edeb sahibi kılmak. Şüphesiz bu yolun ehli, münakaşa da ederler, ama Hak için... Hakdan yana. Onlar Hakkın sohbetinde otururlar. Onlar tam bir edeb sahibidirler.

Gene Edeb hakkında:

Onun başlıca sırrı, hudutlara riâyet

Kalır mı insanda hak, gözetilmezse şâyet

İstediğin insansa, onu edeble donat

Edebdir insanı, Hakka uçuran kanat.

"Din edebdir" buyurdu ol

Hazret-i Peygamber

Serpmiştî arkasına edeb misali erler.

Edeb, ihsan et Rabbim,

sevdiklerin aşkına

Eriyeyim edeble, dönüşeyîm şaşkına.

SÜNNET-İ RESÛLALLAH'A UYMAK

Edeb hakkında pek çok sözler söylenmiştir, aşağıya bunlardan bir kaçını alıyoruz:

Edeb: Evliyaullahın delili ve Allah'a kavuşma vesilesidir.

Edeb: Hakka giden yolun azığıdır. Edeb her şeyin başıdır. Ruhun terakkisi ancak edeble elde edilir.

-Edeble varan, lütufla döner.

-İnsanla, hayvan arasındaki fark edebdir.

-Edeb, aklın dıştan görünüşüdür.

-Edeblerin anası az konuşmaktır.

-Edebi terk eden, arif değildir.

-Tasavvufun tamamı edebdir.

-Hakiki güzellik, ilim ve edeb güzelliğidir.

-Edeb; Şeytanı öldüren bir silahtır.

-Hakikatten maksad ancak edebdir.

Her şey çoğaldıkça ucuzlar, fakat edebi çoğaldıkça kişinin değeri artar.

Adem oğlunun edebden nasibi yok ise, insan değildir.

Sofilerin terbiye etmediği kimse, edebin hakikatini anlayamaz.

Edeb; Sünneti Resûlullah'a uygun hareket etmektir.

Edeb; Halik Teâlâ'nın sevdiği kullarına bahşettiği ilahi bir tılsımdır.

Cenab-ı Hakkın rızası, ancak edebli bir ubûdiyetle elde edilir.

Şair ne güzel söylemiş:

Ehl-i diller (1) arasında aradım, kıldım taleb

Her hüner makbul imiş. İlla edeb illa edeb

***

Edeb; Bir tâc imiş Nûr-u Hüdâdan

Giy ol tâcı, emin ol her belâdan.

İÇ İÇE KAL'ALAR

Bostânül-Arifin'de şöyle denilmektedir:

İman beş kal'alı bir beldeye benzer. Altun kal'a, gümüş kal'a, demir kal'a, Hubûkel kal'a, kerpiç kal'a, Kal'anın içinde bulunanlar kerpiç kal'ayı koruyup gözettikleri müddetçe, düşman içlerine ulaşamaz. Kal'ayı muhafaza etmeği bırakırlar da, birinci kal'a düşman tarafından tahrib edilirse, ikinci, sonra üçüncüsüne göz dikilir ve sonunda bütün kal'alar teker teker tahrîb edilmiş olur. İman da böyle beş kal'a içindedir.

* Yakîn,

* İhlas,

* Farzları eda,

* Sünnetleri tamamlamak,

* Edebi korumak.

Kişi edebi koruyup, gözettiği sürece şeytanın onda ümidi kalmaz. Şayet edebi terk ederse o zaman şeytan, onun sünnetlerine, farzlarına, sonra da ihlas, yakîn ve imanına göz diker. Binaenaleyh kişinin abdest, namaz, alış veriş ve sohbet gibi bütün işlerinde edebi koruması lazımdır.

Şu hususu iyice bilmelidir ki, şeriat ancak hükümlerden ibarettir. Tarikat ise mahza edebdir. Huzurdan kovulan, reddedilen kişi İblis gibi, ancak edebe riayetsizlik, edebsizlikten dolayı kovulur.

İbn Şirin kuddise sirruh'a:

- Hangi edeb Allah'a daha çok yaklaştırır? deye sorulduğunda, cevaben:

- Allah'ın rububiyyetini bilmek, ona taatle amel etmek, sevindirici şeylere hamd, üzücü hadiselere sabr, demiştir.

Meşayıhden biri demiştir ki:

- Kim nefis terbiyesi yapmadan, dünya ve ahreti tanımadan, sırf basit dünya menfaati için, gönül sahibi ve irşada ehil olduğunu iddia ederse bunun cezası; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Mirac'da gördüğü kadınların cezasının kat kat fazlası olacakadır ki, bu kadınlar makaslarla göğüslerini kesmektedirler. Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Cibril'e:

- Bunlar kimdir? diye sorduğunda, Cibril:

Bunlar zina yoluyla çocuk dünyaya getirenlerdir, cevabını vermişlerdir

SOFİ'NİN EDEBİ

Abdülkadir Geylânî kuddise sirruh buyurur:

- Mürşidinin huzurunda edebli ol, az konuş, çok dinle. Zira böyle yapmak, senin öğrenmene ve mürşidinin kalbine yakınlaşmana sebeb olur. Güzel edeb, seni mürşidine yakınlaştırır. Kötü edeb ise uzaklaştırır. Sen edîblerle yani yüksek edeb sahibi kişilerle düşüp kalkmadıkça nasıl güzel edeb sahibi olabilirsin? Sen mürebbî ve mürşidini tasvip etmiyor ve onun hakkında hüsnü zan beslemiyorsan, hakkın yolunu, ondan nasıl öğrenebilirsin ki?

Şeyh Abdurahman Sülemî Nişâburî kuddise sirruh buyurur:

-Bir sofi için şu iki şey gereklidir:

-Bütün hallerinde doğruluk üzere ola.

-Muamelesinde edebli dura.

Süfyan Sevrî kuddise sirruh, edeb'in ehemmiyeti hakkında:

- Kur'an ve hadis, ilmini isteyen kimse, önce, kendisine bir hazırlık yapsın. Bu hazırlık en az yirmi yıl edeb. Görgü ve terbiye hazırlığı olsun. Evvela yirmi yıl edeble hareket... Sonra, Kur'an ve hadis ilmi... buyurmuştur.

Said bin Cübeyr kuddise sirruh buyurur:

- Allah'a itaat edip (edeb gözleyen) emirlerini yerine getiren, onu zikrediyor, demektir. Onun verdiği emirlere göre hareket etmeyen, ne kadar tesbih çekerse çeksin, ne kadar Kur'an okursa okusun, zikretmiyor sayılır.

RABBİN HUZURUNDA EDEB

İbrahim Hakkı Erzurûmî kuddise sirruh buyurur: (Marifetname'den)

Ey Aziz! Edeb ehli demişlerdir ki:

- Muhakkak ki, barış ve savaş zamanlarında, uyuduğun saatlerde, diri ve ölü hallerinde, bir an bile senden ayrılmayan sahibinki o seni yaratandır, Mevlandır, Rabbindir, rızkını verendir. -Hangi saatte sen onu düşünür ve anarsan o seninle beraberdir, sen onun huzurundasın. Nitekim Cenab-ı Hak, beni zikredenin (ananın) yanındayım, buyuruyor ve her ne zaman ona karşı olan vazifelerinde bir eksiklik, bir kusur yaptığın için üzülür ve kalbin kırılırsa, sahibin o anda senin yanındadır ve koruyucundur. Nitekim, Allahü Teâlâ ve tekaddes hazretleri:

- Kalbleri kırık olanların yanındayım, buyurmuşlardır.

- Gece gündüz, bir an bile, Rabbınla baş başa kalmak ve ona yalvarışlarında duyacağın manevî zevki almaktan geri kalmayasın. Bunu yapabilmen için Mevlanın huzurunda bulunduğun zaman riayet edeceğin edebleri ve erkânı bilmek lazımdır.

Bunlar şunlardır:

l. Başını eğip, önüne bakmak.

2. Aklını toplayıp Allah'tan gayrı olan bütün fikirleri zihninden atmak.

3. Tam bir sessizlik içinde bulunmak ve susmak.

4. Vücudun bütün azalarını sakin, rahat bulundurmak.

5. Emirleri yapmakta azimli olmak.

6. Yasaklardan sakınmak.

7. Hiç bir şeye itiraz etmemek.

8. Devamlı Allahü Teâlâ'yı zikretmek.

9. Allah'ın büyüklüğü üzerinde düşünmeğe devam etmek.

10. Allah'ı her şeyden üstün tutmak. .

11.Halktan ümidini kesmek.

12. Allah'ın heybet ve azameti karşısında yalvarışta bulunmak.

13. Haya (utangaçlık) içinde kırık bir kalple huşu içinde bulunmak.

14. Kazanma heveslerine dalmayıp, Allah'ın verdikleri ne güvenmek.

15. Allah'a teslim olmak ve ondan gelene razı olmaktır.

Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh buyurur:

- Benim bir mürşidim vardı. Her ne zaman müşkilim olsa ve zor bir durumla karşılaşsam, hemen onu bana açar, mes'eleyi hal ederdi. Hiç bir zaman benim konuşmama lüzum bırakmazdı. Böyle oluşu, benim ona karşı gayet hürmetkâr davranmamdan ve hüsnü edeble hareket etmemden ileri geliyordu. Bizi tenvir eden büyüklerimize karşı daima hürmetkâr davranmış, hüsnü edeble hareket etmişimdir.

"İMAN EDEBDİR"

Hazret-i Mevlana Celaleddin Rumî kuddise sirruh hazretlerinin Edeb hakkındaki şiirleri:

Efendi, bilmiş ol ki edeb,

İnsanın bedenin de ruhdur.

Efendi edeb, Allah adamlarının

Gözü gönlü nurudur.

Adem süfliden değil, alem-i ulvîdendir. Yani bedeni ile topraktan yaratılmış ise de Ruhu ile eflakidir.

Bunu anla, şu dönen feleğin dönüşündeki letafetde edebdendir.

Eğer şeytanın başını ezmek dilersen, gözünü aç ve gör ki şeytanın katili edebdir. Ademoğlunda edeb bulunmazsa o Adem ademoğlu değildir.

İnsan ile hayvan bedenleri arasındaki fark edebdir.

Gözünü aç da tamamiyle kelamullaha bak.

Kur'an'ın bütün ayetleri, edeb taliminden ibarettir.

İman nedir? diye akıldan sordum.

Akıl kalbimin kulağına dedi ki

"İman edebdîr"

Ey Şems-i Tibrizî, sen sırrı ilahisin. Sus!..

Dünya gecesini aydınlatacak ışıkların

En parlağı edebdir.

Mümşad Deynûrî kuddise sirruh velilere karşı edebini şöyle anlatır:

- Hangi velinin huzuruna girsem; nesebimi unuturum... İlimden yana boş olurum. Marifet işlerinde ise yokluğa bürünürüm.

Ancak böyle yaptıktan sonradır ki, onu görmemde bana varidat gelir. Bana anlattıklarının faydasını bulabilirim.

Bundan sonra da aksini yapanları şöyle anlatırdı:

- Bir kimse, her hangi bir şeyhin yanına giderken, kendine has hazla giderse, ondan alacağı hazzı kaybeder... Onu görmekle bir şey elde edemez. Onunla, sohbetten umduğunu bulamaz... Edeb erkânından istifade edemez.

(Tabakat-ül-Kübrâ)'dan.