Ahiret Hazırlığı

Ahiret Hazırlığı

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:

"Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman; insanoğlu yapıp gönderdiklerini ve yapamayıp geride bırakdıklarını bir bir anlar."

"Ey İnsan seni yokdan yaradan, düzgün yapılı ve endamlı kılan, sana ölçülü dengeli davranma imkânı veren (maddi, akli yapıda seni en üstün kılan) seni dilediği en güzel şekil ve biçimde terkib eden ihsanı bol Rabbına karşı seni aldatan nedir?"

"Evet, gerçek o ki: israrla dini yalanlıyorsunuz, şunu iyi bilin ki üzerinizde muhafızlık eden değerli katipler vardır. Onlar yapmakda olduklarınızı bilir yazar."

"İyiler muhakkak cennet içinde olurlar. Kötüler de cehennem içinde. Onlar en büyük mahkemenin kurulduğu kıyamet gününde oraya girerler. Onlar hiç bir şekilde ateşten uzak kalamazlar."

"Ceza günü nedir? Bilir misin? Nedir acaba o ceza günü, hiç kimsenin başkasına hiç bir hususda fayda ya da zarar vermeğe mâlik olmadığı gündür, o gün emir Allah'ındır." (el-İnfitar, 1-19)

Gene buyuruyor:

- Gök yarıldığı, Rabbini dinleyip ona yaraşır şekilde boyun eğdiği, yer uzatılıp düzlendiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı, böylece Rabbını dinleyip ona hakkıyla itaat etdiği vakit (insanoğlu yapdıkları ile karşılaşır). Ey insan oğlu! Şüphe yok ki sen Rabbına doğru çaba göstermektesin (ve ona varacaksın) kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesabla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecek. Kimin hesabı arkasından verilirse, derhal yok olmağı tercih edecek ve alevli bir ateşe girecek. Bilinsin ki dünyada ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarıkdı.(İnşikak ,1-13)

Bu âyet-i kerimelerde, dünyada zengin olup etrafına yardım etmeyen hodbin olarak yaşayan zenginliği kendisi için bir imtiyaz vesilesi kılan, yoksulları fakirleri hiç düşünmeyen kimselerin âhiretteki acıklı hali sergilenmektedir. Bu âyetlerden gerekli ibret dersi almayanlar, ölümle kendilerini azabın ve ateşin içinde bulacaklar. Halbuki onlar zenginlik ve refah halinin devam edeceğini yeniden dirildikleri takdirde dünyadaki durumlarına göre dirileceklerini sanıyorlardı. Sonunç umdukları gibi olmayacak.

***

Süfyan Sevrî kuddise sirruh hazretlerinin gençliğinde beli bükülmüş, ihtiyar gibi olmuşdu. Sebebini soranlara:

- Kendisinden ilim öğrendiğim bir hocam vardı. Ölüm halinde kendisine imân telkin etdiğim halde, kelime-i tevhidi getirmedi, imânsız gitdi. Bunun üzerine nasıl olur da belim bükülmez? derdi.

***

Anlatıldığına göre Ömer İbni Abdilaziz hazretleri, bir gece namaz kılıyordu. Namazda, Fatihâ'dan sonra aşağıdaki âyetleri okumuşdu. Bu esnada çok hislendi. Ağlamağa başladı. Daha sonra aynı ayetleri tekrar tekrar okudu, hem de ağladı ve böylece sabahı etdi.

Okuduğu âyetler şunlardı:

- Boyunlarında, boyunduruklar ve zincirler bulunduğu halde ki onlar bu vaziyette önce sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra da ateşde yakılacaklardır. (Mü'min, 71, 72)

Hakim kuddise sirruh buyurur ki:

- Şu üç şeyden başka bir şeye ihtimâm gösteren veya o üç şeyden başka bir şey için kederlenen kişi hüznü de süruru da bilmiyor demektir.

Bunlardan biri: Ömrünün imânlı olarak son bulup bulmayacağı hususunda kederlenmek ve endişelenmekdir. Kişi bu hususda kederlenmeli, endişelenmeli ve bu dünyadan imânlı olarak göçebilmek için her türlü gayret ve ihtimamı göstermelidir.

İkincisi; Allah'ın emirlerini tam olarak yerine getirip getirmediği hususunda kederlenip endişelenmektir. Kişi bu hususlara kederlenmeli, endişelenmeli. Ve Allah'ın emirlerini tam olarak, yerine getirebilmek için, her türlü ihtimam ve gayreti göstermelidir.

Üçüncüsü: Hasımlarından yakasını kurtarıb kurtaramayacağı hususunda kederlenip endişelenmektir.

Hasret ve Nedamet Günü

Temim Dârî hazretlerinin aşağıdaki âyeti kerimeyi bir gece sabaha kadar tekrar tekrar okuduğu ve ağladığı rivayet edilir:

"- Yoksa kötülükleri işleyenler, kendilerini, imân ederek iyi amel ve hareketlerde bulunanlar gibi yapacağımızı dirim ve ölümlerinin bir olacağını mı sandılar? Hükmede geldikleri bu şey ne fena." (Câsiye, 21)

***

Yahyâ Râzî bin Muaz kuddise sirruh buyurdu ki:

- Ey İnsanlar! Unutmayınız, yarın mahşer yerine bölük bölük,

dört bir yandan geleceksiniz. Allah Teâlâ'nın huzurunda hesaba çekileceksiniz, yaptıklarınızın hesabını harfi harfine vereceksiniz.

Hesabını vermeyen günahkârlar, yaya olarak ve sıkıntı içinde bölük bölük cehenneme sevk edilirler. Hesabını veren Allah Teâlâ'nın sevgili kulları ise, rahat içinde cennete sevk edilirler.

Kardeşlerim! Mahşer günü hasret ve nedamet günüdür. O gün ta'rif edilemeyen büyük bir gündür. O gün amellerin tartıldığı, dünyada yapılan bütün iyiliklerin, ortaya döküldüğü, gizli saklı hiç birşeyin kalmadığı bir gündür. O gün feryatların yükseldiği bir gündür.

O gün hilekârların, riyakârların ortaya çıkacağı, kimin ne oldu-

ğunun, belli olacağı bir gündür. O gün bir takım insanların, yüzleri beyaz, bir kısmının ise, simsiyah olacağı bir gündür.

O gün hiç kimsenin bir başkasına yardım edemeyeceği ve hiç

kimsenin, hile yapıp tuzak kuramayacağı bir gündür.

O gün ananın, babanın evlâddan ve evlâdın ana babadan kaçacağı, birbirine hiç yardım edemeyeceği bir gündür. O gün zalimlerin yalvarmalarının, sızlanmalarının fayda vermeyeceği, her nefsin ancak kendini düşüneceği bir gündür.

(Altınoluk Sohbetleri -2- shf. 68-73)